<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
        <channel>
        <title>Keyifciyiz.NET &amp;gt; Forum, Oyun, mIRC, Film, Müzik, Eglence, Video, Aşk, Muhabbet</title>
      <atom:link href="http://www.keyifciyiz.net/forum/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
        <link>http://www.keyifciyiz.net/forum/</link>
        <description>Bizim Keyfimiz Yerinde Ya Sizin?</description>
        <language>en-us</language>
        <ttl>200</ttl>
               <item>
               <title>Hayalindeki Arabayi Görmek için ?</title>
               <link>http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=27&amp;t=3188&amp;p=5431#p5431</link>
               <description><![CDATA[<table cellpadding="1" cellspacing="1" style="border:1px solid #a1a1a1" width="100%" align="center"><div><tr><td><p><img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/styles/mavilim/imageset/topic_read.gif" width="27" height="27" alt="Yeni mesaj yok" title="Yeni mesaj yok" /><br /><font size="3"><b>Replies:</b></font> 0<br />
                <font size="3"><b>Views:</b></font> 1<br />
                <font size="3"><b>Last Post By:</b></font> <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/memberlist.php?mode=viewprofile&amp;u=56">HaKaN</a>
                <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=27&amp;t=3188&amp;p=5431#p5431"><img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/styles/mavilim/imageset/icon_topic_newest.gif" width="18" height="9" alt="Son mesajı görüntüle" title="Son mesajı görüntüle" /></a><b> ON: 14 Mar 2010, 00:36</b><br />
                <font size="3"><b>Topic By:</b></font> <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/memberlist.php?mode=viewprofile&amp;u=56">HaKaN</a><b> ON: 14 Mar 2010, 00:36</b><br />Adrese tıklayın Adınızı Soyadınızı Girin ve Hayalinizdeki Arabayı Görün <img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/images/smilies/icon_e_smile.gif" alt=":)" title="Smile" /> : Link : Tıklayın &gt;  .&gt; <a target="_blank" href="http://www.czk.com/tr/" class="postlink">http://www.czk.com/tr/</a></p></td></tr></div></table><hr>]]></description>
               <pubDate>Pzr, 14 Mar 2010 00:36:03 GMT</pubDate>
            <guid>http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=27&amp;t=3188&amp;p=5431#p5431</guid>
               </item>
               <item>
               <title></title>
               <link>http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=84&amp;t=3186&amp;p=5430#p5430</link>
               <description><![CDATA[<table cellpadding="1" cellspacing="1" style="border:1px solid #a1a1a1" width="100%" align="center"><div><tr><td><p><img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/styles/mavilim/imageset/topic_read.gif" width="27" height="27" alt="Yeni mesaj yok" title="Yeni mesaj yok" /><br /><font size="3"><b>Replies:</b></font> 1<br />
                <font size="3"><b>Views:</b></font> 4<br />
                <font size="3"><b>Last Post By:</b></font> <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/memberlist.php?mode=viewprofile&amp;u=249">AKREP-REIS</a>
                <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=84&amp;t=3186&amp;p=5430#p5430"><img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/styles/mavilim/imageset/icon_topic_newest.gif" width="18" height="9" alt="Son mesajı görüntüle" title="Son mesajı görüntüle" /></a><b> ON: 12 Mar 2010, 19:10</b><br />
                <font size="3"><b>Topic By:</b></font> <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/memberlist.php?mode=viewprofile&amp;u=249">AKREP-REIS</a><b> ON: 12 Mar 2010, 19:10</b><br />ŞU TİPİNE BAHALE...</p></td></tr></div></table><hr>]]></description>
               <pubDate>Cum, 12 Mar 2010 19:10:48 GMT</pubDate>
            <guid>http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=84&amp;t=3186&amp;p=5430#p5430</guid>
               </item>
               <item>
               <title>SARIKAMIŞ ŞEHİDİNİN SON ANLARİ.</title>
               <link>http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=75&amp;t=3187&amp;p=5429#p5429</link>
               <description><![CDATA[<table cellpadding="1" cellspacing="1" style="border:1px solid #a1a1a1" width="100%" align="center"><div><tr><td><p><img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/styles/mavilim/imageset/topic_read.gif" width="27" height="27" alt="Yeni mesaj yok" title="Yeni mesaj yok" /><br /><font size="3"><b>Replies:</b></font> 0<br />
                <font size="3"><b>Views:</b></font> 2<br />
                <font size="3"><b>Last Post By:</b></font> <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/memberlist.php?mode=viewprofile&amp;u=56">HaKaN</a>
                <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=75&amp;t=3187&amp;p=5429#p5429"><img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/styles/mavilim/imageset/icon_topic_newest.gif" width="18" height="9" alt="Son mesajı görüntüle" title="Son mesajı görüntüle" /></a><b> ON: 12 Mar 2010, 11:02</b><br />
                <font size="3"><b>Topic By:</b></font> <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/memberlist.php?mode=viewprofile&amp;u=56">HaKaN</a><b> ON: 12 Mar 2010, 11:02</b><br /><span style="font-weight: bold"><span style="color: #0000BF">Rüzgâr uğuldadı yine. <br /><br />Gün ortasıydı ve gökyüzü güneşsizdi. Etraf dalgalı beyaz bir deniz... Hava uğultulu buslu serpintili ufuksuz boğuk bir aydınlık...<br /><br />Rüzgar yine uğuldadı..<br /><br />Rüzgârın her uğuldayışında dudaklarından; ‘’Allahu Ekber!’’ nidası yükseldi.<br /><br />Bin üç yüz onuncu uğuldayışıydı rüzgârın. <br /><br />Karlı tepeler savrulup savrulup üzerlerinde geliyordu. Soğuk hep soğuk yalnızca soğuk... Allahuekber Dağlarının soğuğu ne de yamandı böyle. <br /><br />Bedenleri karlı tepelerde dolaşırken yürekleri tevekkülün yamaçlarında dolaşıyordu ve bundandır ki yürekleri ürkmüyordu tipiden. <br /><br />Çarığının içinde parmağını oynatmaya çalıştı. Hissetmedi ayak parmaklarını. Ufka baktı acı acı. Ufuk görünmüyordu. Yok yok görünüyordu aslında. Ufuk hemen önlerindeydi. Rüzgârın acı acı uğuldaması tüylerini de ürpertmiyordu. Çünkü tüylerinin ürperişini de hissetmiyordu.<br /><br />Rüzgârın bin yedi yüzüncü uğuldayışını duydu ve hissetti.<br /><br />Bunu hissetmemesi ne mümkündü. Her taraf rüzgâra ve yerden savrulan karın sesine teslim olmuştu. Yer yer uğuldayan kurtlar çakallar ve bilumum yabani hayvanların sesi de duyulmaz olmuştu. Rüzgâra ve tipiye direnen sadece birerli kolda ilerleyen ve takati tükenmek üzere olan Türk askerleriydi.<br /><br />Zemin değişkendi ürkütücüydü yutucuydu renksizdi. Satılmış’ın ayaklarında karıncalanma ve sinirlerinde uyuşma vardı. Birliğin epey gerisinde kalmıştı. Hızlanmalıydı. Herşey umutsuzluğu fısıldıyordu ama direnmeli ve hızlanmalıydı. <br /><br />Zemin dipsiz beyaz bir kuyu… Zaman; yelkovansız akrepsiz ve rakamsız...<br /><br />Sıcak bir ocağın başında olsaydı şimdi. Yumuşak minderin üzerine kurulsaydı ocağın başında. Ateşin yalazı yüzünü yalasaydı. Ocağın üstünde çorba kaynıyor olsaydı. Bir de bir de sevdikleri olsaydı ocağın başında.<br /><br />Rüzgâr kaçıncı kez uğuldamıştı unuttu bu kez. <br /><br />Unutmamak ne mümkün? Dudaklarından; ‘’Allahu Ekber!’’ nidası daha düşmeden diğeri uğulduyordu rüzgârın çünkü <br /><br />Yine uğuldadı rüzgâr acı bir anne feryadı gibi.<br /><br />Zira rüzgârın her uğuldayışı bir annenin yüreğine figan düşürüyordu. Rüzgârın her uğuldayışında bir ana kuzusu dizlerinin üzerine çöküp kar ortasında işaret taşı gibi öylece kalakalıyordu. <br /><br />Uykusuz gecelerin isyan eden sesi gibiydi rüzgârın uğultusu. Aslında bir de hırt hırt eden zeminin sesi vardı. <br />Her adımda biraz daha seyrelen... <br /><br />Her hırt hırt sesinden sonra <br /><br />bir yiğidi daha bağrına emen…<br /><br />Kuruyan adımları bağrına gömen…<br /><br />Ve nafile yakarışlar serzenişler çırpınışlar..<br />.<br />Birçoğu evliydi askerin. Her adımın karlı zeminde susuşu birkaç yetimin de ağlayışı demekti aynı zamanda. Umutlar buz tutar mıydı? Umutlar buz tutuyor buz oluyordu işte. Nice umutlar Allahuekber Dağları’nda buz olup kalakalıyordu öylece.<br /><br />En son uğuldayış; bir uğultu muydu yoksa teninde hissettiği bir ürperiş miydi ayırt edemedi.<br /><br />Her yanı sallanan yaşlı ahşap bir yalı gibi sendeledi. Bacakları titredi Satılmış’ın. Kolonlarından darbe alan bir bina gibi titredi bacakları. Birden umutları da sarsıldı bedeni gibi. Rüzgârın uğultusunu duymaya çalıştı. Çünkü bu uğuldayış da hayatın sesiydi.<br /><br />Rüzgârın yeni bir uğuldayışını duyunca mutlu oldu bu kez. Yine ‘’Allahu Ekber!’’ nidası döküldü dudaklarından belli belirsiz.<br /><br />Tam da kendini koyuverecekti ki; bu ‘’Allahu Ekber!’’ nidası kalorifer borularına yürüyen sıcak su gibi geldi tenine. <br />Rüzgâr uğuldadı zemin aktı zaman savurdu...<br /><br />Durmamalıydı. Zaman gecenin ayazına gebeydi ve galiba akşam oluyordu. Çünkü zemin biraz daha solgun oluyordu gitgide. Ya da gözlerinin feri sönüyordu. Gecenin ayazı tenlere daha saldıracaktı. Aç kurtlar uluyacaktı sonra tenlere saldırmak umuduyla. <br /><br />Kurtlar... uluyorlardı işte. Rüzgârın ve zeminin sesine bir de kurt sesi eklenmişti. <br /><br />Evet galiba gece oluyordu. Kurtların uluması iyi aslında diye düşündü. Beyaz bir döşeği andıran zeminde uyuma hissini insanın içinden alan bir sesti kurt sesi. Ölümü hatırlatan ürperten bir ses... <br /><br />Geride donup kalmış arkadaşlarının cesetlerini yiyen kurt görüntüleri hiç aklından gitmiyordu. Çölün akbabaları neyse karın kurdu da oydu. <br /><br />Donma tatlı bir uyuşukluk ve karşı konulması güç tatlı bir uyku hâliyle başlıyordu. Askerler bu tatlı uyku haline karşı koymakta güçlük çekiyorlar ve bu rahatlığa kendilerini bırakıveriyorlardı. Bu bir gönüllü ölüm değildi cenneti arzulayış değildi bu bambaşka anlatılmaz bir şeydi. Hani Mevlana’ya ‘’Aşk nedir?’’ diye sorduklarında ‘‘Ol da gör’’ demişti ya işte öyle bir şeydi bu. Anlamak için donmak gerekti. <br /><br />Rüzgâr yine bilmem kaçıncı kez uğuldayıp sustu.<br /><br />Islık çalmaya çalıştı. Önündekilere bir şeyler diyecekmiş gibiydi. <br /><br />Bir keresinde; ’’Ben ardınızdan ıslık çalarsam bilin ki donmak üzereyim demektir. O zaman bana yardım edersiniz’’ demişti. <br /><br />Dudaklarını ıslık çalma vaziyetine getirdi. Ama yapamadı. Göğsünden kopup gelen hava olduğu gibi ağzında çıkıverdi ve buhar oldu. Tıpkı hayat gibi... Dudakları uyuşmak üzereydi. Silahını tuttuğu elinin parmaklarını oynatmak istedi. Parmakları silahının kayışında kilitlenmişti.<br /><br />Uğuldayan rüzgâr mı yoksa kar mıydı? Yine havada bir uğultu...<br /><br />Kar etrafta baş döndürücü hızla savruluyor kamçı olup yüzlere değiyordu. Arz askerlerin adımlarını merkezine çekiyordu. Lakin bir adım duraklasa bir daha yürüyemeyecek haldeydi. Bir daha öndekilere yetişememe endişesi vardı içinde. <br /><br />Yürüyüş kolundan kopmak demek ölmek demekti. Herkes kendi derdindeydi. Düşene el vermek yeniden doğrulamamak demekti. Sonra eller hissedilmiyordu ki düşene el verilsin. Düşen karlı zeminde kalıyor ve tatlı bir uykuya dalıyordu.<br /><br />Uyandırmalıydı kendisini. Yarı açık bilinci böyle diyordu. Kendini boğulmakta olduğu kendi gölünden el vererek kurtarma çabasına düştü. Emanetin hakkını vermek için çabaladı yani akîbeti için çabaladı. Evet bu tatlı uykunun ardında şahadet vardı. Tatlı bir hayat vardı. İçindeki önü alınmaz bir güç onu tatlı uykuya ve tatlı hayata bundan dolayı çekiyordu sanki. Ama yaşamak için direnmezse bu intihar olmaz mıydı? İnsan bile bile ölümün kucağına nasıl atlayabilirdi ki? Böylesi bir mücadelede kazanma kuşağında kaybetmek de vardı. Direndi...<br /><br />Sonra rüzgâr kaçıncı kez uğuldadı yine kestirmek ne mümkündü. <br /><br />Katılaşmış buza kesmiş elbise tabutunun içinde kaputunun karalığına tutunmaya çalışan şekilsiz başını oynattı. Görebiliyor muyum acaba düşüncesiyle buzdan kaputunun bir yerlerinde karalık aradı. Etrafı görmediğini sandı. Her tarafın boydan boya beyazlıklar içinde olmasından kar körlüğü denen göz donmasına tutulmaktan korkuyordu. Önce gözleri sonra kendisi donan bir arkadaşının serzenişi hiç gözünün önünden gitmiyordu. <br /><br />‘’Neden hemen gece oldu?’’ diye sızlanmaya başlamıştı arkadaşı. Gözleri donmuştu oysa. <br /><br />Buz tutan elbisesinin bir yerindeki karalığı görünce sevindi. Başını yeniden oynattı ve hafif göğe dikti. Kar yağıyordu yok savruluyordu aslında kar. Veya binlerce beyaz akbaba dönüyordu başında. <br /><br />Kirpiklerini buza tutmuş bakışlarını kaputunun karalığından kaldırdı. Vücudunun kimi yerlerini hissetmiyordu. Uyandırmalıydı yüreğini çocukluğunu gençliğini uyandırmalıydı. Rüzgâra ıslık çalmalıydı. Islık çalmaktan hoşlanmazdı ama şimdi çalmalıydı.<br /><br />Rüzgârın uğuldayıp uğuldadığını duymadı bu kez.<br /><br />Gecenin beyaz mağarasında buzdan bir taş oluyordu ayak izleri. Yürüyüş kolunda epey geride kalmıştı. Zaman ak kefeninin üzerine kara elbisesini giymişti. <br /><br />Gecenin sayısız kar oyukları sayısız yiğidi yutmuş bir daha geri vermemişti. Allahuekber Dağları boydan boya kabristan olmuş zemindeki karlar şehitlere kefen olmuştu. Rüzgâr habire oyuklar açıyordu zeminin bağrında. Rüzgâr açtığı her bir oyuğa yeni bir askeri çağırıyordu. <br /><br />Rüzgârın ölüme davet eden sesi sustu sonunda. <br /><br />Bulutlar bir bir çekildi semadan. Zemin bağrını ayaza gerdi bu kez. Vakit azaldı çok çok azaldı vakit. Gözlerinin önüne çocuklarını getirdi. Rüzgârın daha önceden açmış olduğu beyaz oyuğa buzdan bir heykel gibi düştü. Allahuekber Dağlarının zemini bir şehidi daha aguşuna aldı. Gözleri açık kaldı. Yüzünde tatlı bir tebessüm gözlerinde çocuk masumiyeti vardı.<br /><br /><br /><br />Buzdan bir Dağ buzdan bir Dağ’ı daha yutmuştu.<br /><br />Rüzgâr artık hiç uğuldamıyordu...<br /><br />Ruhu Şâd ola. <br /></span></span></p></td></tr></div></table><hr>]]></description>
               <pubDate>Cum, 12 Mar 2010 11:02:33 GMT</pubDate>
            <guid>http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=75&amp;t=3187&amp;p=5429#p5429</guid>
               </item>
               <item>
               <title>BAYANLARİ ÇİLEDEN ÇIKARAN SÖZLER.</title>
               <link>http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=84&amp;t=3186&amp;p=5428#p5428</link>
               <description><![CDATA[<table cellpadding="1" cellspacing="1" style="border:1px solid #a1a1a1" width="100%" align="center"><div><tr><td><p><img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/styles/mavilim/imageset/topic_read.gif" width="27" height="27" alt="Yeni mesaj yok" title="Yeni mesaj yok" /><br /><font size="3"><b>Replies:</b></font> 1<br />
                <font size="3"><b>Views:</b></font> 4<br />
                <font size="3"><b>Last Post By:</b></font> <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/memberlist.php?mode=viewprofile&amp;u=249">AKREP-REIS</a>
                <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=84&amp;t=3186&amp;p=5430#p5430"><img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/styles/mavilim/imageset/icon_topic_newest.gif" width="18" height="9" alt="Son mesajı görüntüle" title="Son mesajı görüntüle" /></a><b> ON: 12 Mar 2010, 19:10</b><br />
                <font size="3"><b>Topic By:</b></font> <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/memberlist.php?mode=viewprofile&amp;u=56">HaKaN</a><b> ON: 12 Mar 2010, 10:58</b><br /><span style="font-weight: bold">&quot;Kim soktu bunları kafana?&quot; &quot;Sen ne anlarsın ki!&quot; &quot;Çalışmak senin neyine&quot; gibi aşağılayıcı sözler aslında erkeklerin özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor.<br /><br />'Kilo almışsın, yemek pişmemiş' gibi gerçeklik payı bulunan cümleler ise bazen doğru olsa da çok kırıcı oluyor.<br /><br />-Elinin hamuruyla erkek işine karışma sen kadınsın otur oturduğun yerde kim soktu bunları senin kafana siz kadınlar çok dırdırcısınız... Erkekler tarafından söylenen bu cümlelere pek çok kadın aşinadır. Ve bu sözler birçok kadını çileden çıkaran cümlelerin başında gelir. Önyargılı olarak dile getirilen bu gibi ifadelere en çok maruz kalanlarsa kadın sürücülerdir. Öyle ya öndeki şoförün ufak bir hatası görülse &quot;Sürücü kesin kadındır.&quot; cümlesi yapıştırılıverir. Çalışan yöneten üreten kadın sayısı her geçen gün artsa da kadınlara olan önyargılar hâlâ tam anlamıyla kırılabilmiş değil.<br /><br />&quot;Kadınlardan yönetici olmaz.&quot; &quot;Kadınlardan şoför olmaz.&quot; &quot;Çalışmak senin neyine?&quot; &quot;Sen ne anlarsın ki!&quot; &quot;Bu evde benim dediğim olur.&quot; &quot;Ben erkeğim istediğimi yapmak zorundasın.&quot; gibi cümleler kadınların hoşlanmadığı fakat sıklıkla karşılaştığı sözlerden. Psikolog Dr. Meltem Kavcar Sırmalı bu durumun erkek egemen kültürün etkisinden kaynaklandığını ifade ediyor. Sırmalı'ya göre kadınlar yavaş yavaş dört duvar arasından çıkıyor. Kısa süre sonra ise iş hayatlarında başarıya ulaşıyorlar. Bu cümleleri kuran erkekler de çoğunlukla yetkinliklerini kaybetme konusunda korkuya kapılanlar. Yüz yıl önce iş yaşamına dâhil olamayan kadınların kısa sürede başarıya ulaşmalarının erkekler tarafından tehdit olarak algılanması Sırmalı'ya göre çok normal: &quot;Çünkü binlerce yıldır kendi aralarında karar veren erkekler şimdi alanlarını kadınlarla paylaşmak zorunda kalıyor.&quot;<br /><br />Buna rağmen Sırmalı &quot;Erkeklerin kadınlara karşı kullandığı aşağılayıcı cümleler kendilerini yüceltmeye çalışmalarından kaynaklanıyor. Gerçekten 'özgüven sahibi hiçbir erkek' kadınlara karşı bu tarz incitici cümleler kurmaz.&quot; diyor ve ekliyor: &quot;Zaman içerisinde gerek erkekler gerekse kadınlar modern toplumdaki rollerine alışacak; birbirine saygı ile yaklaşmayı karşısındakini tehdit olarak görmeden yaşamayı öğreneceklerdir.&quot;<br /><br />Bazen de erkeklerin kadınlara söylediği sözler, gerçeklik payı olsa da kadınları mutsuz ediyor. Bunlardan ilki tabii ki &quot;Kilo almışsın&quot; cümlesi. Bir kadın, kilo problemi olmasa bile bu cümleye tahammül edemiyor. Bir diğeri ise &quot;Yemek tuzlu olmuş&quot; ya da &quot;Pişmemiş.&quot; sözü. &quot;Yemeklerinin beğenilmemesi her kadını derinden yaralar.&quot; diyen ev hanımı Aysun Yaman, &quot;Dünyadaki hiçbir yemek, annemin yemeklerini tutmaz.&quot; diyen erkeklere fena kızıyor. Yaman, &quot;Kayınvalidemin yemekleri kötü aslında. Ama eşimin damak tadı ona alıştığından güzel geliyor. Erkekler annelerinin yemeklerini eşlerininkinden daha fazla beğeniyorlarsa bile mümkünse söylemesinler.&quot; diyor.<br /><br />Kadınlar hararetle bir şey anlatmaya çalıştıklarında ya da tartışma sırasında kendilerine &quot;Sonra konuşuruz.&quot; denilmesinden de hiç hoşlanmıyor. Eşinin bu cümleyi sıklıkla söylediğini ifade eden Nur Saydam, &quot;Bu cümle kendimi önemsiz hissetmeme ve ileride daha büyük tartışmalar yaşamamıza neden oluyor. Çünkü o konuyu içimde büyüttükçe büyütüyorum.&quot; diyor. Yasemin Kural da &quot;Kim soktu bunları kafana?&quot; cümlesine çok kızıyormuş. &quot;Sanki biz bir şey düşünemeyiz hiçbir şeyden anlamayız.&quot; diyen Kural, erkeklerin kadınların da düşünebildiğini anlaması gerektiğini söylüyor.<br /></span></p></td></tr></div></table><hr>]]></description>
               <pubDate>Cum, 12 Mar 2010 19:10:48 GMT</pubDate>
            <guid>http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=84&amp;t=3186&amp;p=5428#p5428</guid>
               </item>
               <item>
               <title>YİYECEKLER VE KİRİŞİKLİKLAR ARASİNDAKİ İLİŞKİ</title>
               <link>http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=86&amp;t=3185&amp;p=5427#p5427</link>
               <description><![CDATA[<table cellpadding="1" cellspacing="1" style="border:1px solid #a1a1a1" width="100%" align="center"><div><tr><td><p><img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/styles/mavilim/imageset/topic_read.gif" width="27" height="27" alt="Yeni mesaj yok" title="Yeni mesaj yok" /><br /><font size="3"><b>Replies:</b></font> 0<br />
                <font size="3"><b>Views:</b></font> 1<br />
                <font size="3"><b>Last Post By:</b></font> <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/memberlist.php?mode=viewprofile&amp;u=56">HaKaN</a>
                <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=86&amp;t=3185&amp;p=5427#p5427"><img src="http://www.keyifciyiz.net/forum/styles/mavilim/imageset/icon_topic_newest.gif" width="18" height="9" alt="Son mesajı görüntüle" title="Son mesajı görüntüle" /></a><b> ON: 12 Mar 2010, 10:55</b><br />
                <font size="3"><b>Topic By:</b></font> <a href="http://www.keyifciyiz.net/forum/memberlist.php?mode=viewprofile&amp;u=56">HaKaN</a><b> ON: 12 Mar 2010, 10:55</b><br />Araştırmacılar beslenme düzeninizin cilt yaşlanmasına etkileri üzerinde çalışmalara devam etmektedir. Son zamanlarda yapılan bir araştırma neticesinde, sebze, özellikle fasulye türü bitkiler, zeytinyağı, fındık ve besin değerli açısından zengin ekmekler tüketenlerin; kırmızı et, tereyağ ve şekerli yiyecekler tüketenlere oranla çok daha az kırışıklıklara sahip olduğunu belirledi. <br /><br />Uzmanlar A, C ve E vitaminleri ve çinko, selenyum gibi minerallerin cilt hücreleri tarafından üretilen potansiyel zarar verici serbest radikallerin sayısının artmasına engel olduğu hakkında ciddi şüphe duymaktalar. Bu antioksidan vitaminlerin cildin yaşlanmasına neden olan UV ışınlarına karşı koruduğu da bazı çalışmalar ışığında ortaya koymuştur.<br /><br />Başka bir çalışmada ise, karotenoid pigmentlerinden tüketen açık tenli kişilerin UV ışınlarına karşı ciltte oluşabilecek tahriş ve zararlara karşı daha çok koruma sağladıkları bilinmektedir ve böylece sağlıklı bir cilt rengini muhafaza edebilirler.<br /><br />Karotenoid açısından zengin yiyecekler yemek istiyorsanız size birkaç seçenek sunabiliriz. Karotenoidin bolca bulunduğu yiyecekler kayısı, havuç, tatlı patates, ıspanak, kantalup kavunu ve parlak yeşil, portakal rengine ve sarısı renge sahip diğer meyve ve sebzelerdir.<br />Multivitamin katkıları cildinize yaşlanmaya karşı korunma konusunda yardımcı olurlar.<br /><br />Ek olarak günde 4-5 adet meyve veya sebze tüketmek, botanik antioksidanlar tüketmek ile aynı anlama geldiğinden cildinizi ultraviyole radyasyona karşı korumak ile aynı anlama gelmektedir <br />ALINTI</p></td></tr></div></table><hr>]]></description>
               <pubDate>Cum, 12 Mar 2010 10:55:12 GMT</pubDate>
            <guid>http://www.keyifciyiz.net/forum/viewtopic.php?f=86&amp;t=3185&amp;p=5427#p5427</guid>
               </item>
     </channel>
     </rss>