|
Kelime-i Tevhid
“Kelime-i tevhid” ifadesi kelime ve tevhid sözcüklerinden oluşan bir isim tamlamasıdır.
Kelime + Tevhid = Kelime-i Tevhid
“Kelime”, söz anlamına gelir. “Tevhid” ise Allah’ın bir ve tek olması demektir.
Kelime-i tevhid Türkçede “Tevhid cümlesi” olarak ifade edilebilir. Kelime-i tevhid söyleyen kişi şunlara inandığını açıklamış olur;
Allah dışında inanıp boyun eğilecek hiçbir varlık yoktur. O, ibadet edilmeye layık tek ve biricik ilâhtır. Hazreti Muhammed (a.s.v.) O’nun eliçisidir.
İnsanlar bu sözü inanarak söylerlerse “Mü’min “olurlar.
Diyanet vakfı yayınları.
Keime-i Şehadet;
“Kelime-i Şehadet” ifadesi de kelime-i tebhid gibi iki sözcükten oluşan bir isim tamlamasıdır.
Kelime + Şehadet= Kelime-i şehadet
“Şehadet “ sözcüğü, bir şey’in gerçekliğini doğrulama, tasdik etme anlamına gelir.
Kelime-i Şehadet ile Kelime-i Tevhid yakın anlamlara ve farklı söyleyiş biçimlerine sahip iki ifadedir.
Kelime-i şehadet;
-“Ben kabul ederim ki, Allah’tan başka İlah yoktur. Ve yine kabul ederim ki, Muhammed (a.s.v.), O’nun kulu ve elçisidir.” Anlamına gelir.
Diyanet vakfı yayınları.
Naklolunur ki:
Kıyamet günü mizan kurulur. Ameller tartılır. Bir kimsenin günahı ağır gelip Cehenneme emredilir. Melekler o kimseyi Cehenneme götürürler. Cehennem kapısını büyük bir taşın kapamış olduğunu görürler.
Taş dile gelir der ki;
-“Habib-i Ekrem (Sallallahu aleyhive sellem) ın mübarek başı için yemin ve kasem ederim ki, bir gün bu kimse beni göstererek (Şu taş şahidim olsun ki ; Allah-u Teâlâ birdir. Muhammed mustafa (aleyhisselatu ve sellam) Allah-ü Teâlâ (c.c.) nın hak peygamberidir.) dedi.
Bunun üzerine hitab-i İlahi geldi:
-“Bu kimseyi bu taşın şehadetine bağışladım.”
Hak Teala (c.c.) bir taşın şehadetiyle, cehenneme müstehak olan bir kulunu azad ederse, biz fakirleri de Habibi (a.s.v.) nın şefaatiyle cehenemden elbette azad eder.
Naklolunur ki:
Hazreti Emiril Mü’minin Ömer ibn-ül Hattab (Radiyallahu anhu) ı vefatından sonra ru’yada gördüler.
Ve:
-“Hak Teâlâ hazretleri (c.c.) sana ne muamele etti?”diye sordular.
Hazreti ömer (r.a.):
-“Beni bir serçeye bağışladı. Bir çocuk, onu bağlamış idi. Elinden kurtardım, salıverdim. Hak Teâlâ hazretleri (c.c.) beni afv etti.”
İmam-i Ali (radiyallahu anhu) vefatından sonra görüp halınden sual ettiklerinde:
-“Hak Teâlâ (c.c.) beni bir karınca için afv etti. Karınca suya düşmüş idi. Onu sudan alıp kuru yere koymuş idim” buyurdu.
İmam-i Azem Ebu Hanife (r.a.) halınden sordular.
Buyurdular ki:
-“Kaleme bir sinek konmuş idi. Kendisi uçuncaya kadar kovmadım. Onun için Allah (c.c.) beni afv etti.”
Mearicün Nübüvve (Altiparmak)
Hepiniz şahid olun ki; Ben fuad yusufoğlu günahkar bir kul olarak; Şahadet ederim ki; Allah (c.c.) bir’dir. Muhammed (Aleyhis selatu ve sellam) onun Resulü ve habib’idir.
Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Son nefesimizde Kelime-i tevhid üzere Ahirete intikal etmeği nasıb-u muyesser eylesin. AMİN….
Etiketler: Allah'a iman, cehennem, Cennet, Hazreti Ömer (r.a.), İmam-i A'zem Ebu Hanife(r.a.), İmam-i Ali (r.a.), İmam-i Ğazali (r.a.), kiyamet günü, Tasavvuf, taşın şehadeti
kAYNAK : fuadyusufoglu.com
_________________ Bazen dur demek yetmez gidenin arkasından. Giden mecbursa gitmeye ve sen mecbursan kalmaya hiçbir söz yetmez onu durdurmaya. Gitmesini istemeden gönderdiklerin ve gel desende getiremediklerin olmadan mecbur kalırsın yaşamaya.
|