|
Yüce olan Allah (c.c.) buyuruyor ki;
-“(Öyle mü’minler) ki, onlar zekat (vazife) lerini yapanlardır.” El mu’minun suresi: ayet: – 23/4
Ebu Hureyre’den (r.a.) rivâyet edilmiştir, der ki:
-“Resulullah (s.a.v.) buyurdular:
-“Altın ve gümüş parası olup ta bunların zekat’ını vermeyen hiçbir kimse yoktur ki, kıyamet günü onun için ateşten saclar hazırlanıp sırtı ve böğrü dağlanmasın.”
Yani o kimsenin cesedi o saclar gibi genişleştirilir, sacların genişliği çoğaldıkça onun da cesedinin genişliği çoğalır. Saclar soğuduğu zaman saclara kızgınlığı iade edilir. Bunun müddedi ellibin sene devam eder. Ta ki, insanlar ehli Cennet, Cennet’e; ehli Cehennem de Cehenneme sevk edilir.
Yüce Allah (c.c.) buyuruyor:
-“Altın ve gümüşü yığıp ve biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlar, yok mu? İşte bunlara pek acıklı bir azabı müjdele.” Et- tevbe suresi: ayet – 9/34
Yüce Allah (c.c.) buyuruyor:
-“O gün ki bunlar, üzerinde (yakılacak) Cehennem ateşinin içinde kızdırılacak da o kimselerin alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak, “İşte bu, (denilecek), nefisleriniz için toplayıp sakladıklarınız. Artık saklayıp istifcilik ettiğiniz bu nesneleri (n acısını haydi) tadın.”Et tevbe suresi: Ayet – 9/35
Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
-“Vay haline öyle zenginlerin ki, Kıyâmet günü fakirler onlar için şöyle der:
-“Bize zulmettiler de üzerlerine farz kılınan zekâtlarını vermediler.”
Bunun üzerine Allah Teâlâ (c.c.) şöyle buyurur:
-“İzzet ve celâlime yemin ederim ki, ey fakirler, size yakın olacağım, onlardan da uzaklaşacağım.”
Sonra Peygamber (s.a.v.) şu âyeti okudu:
-“Mallarda sâil ve mahrum için belli bir hak tanıyanlar.” El mearic suresi :ayet – 70/24-25
Rivâyet edilir ki,
Resulullah (s.a.v.) Mi’rac gecesi yolculuk yaparken kızgın taşlar üzerinde, zakkum ve zehirli otlar yedirmek için zorla götürülen hayvanlar gibi sürülen, önleri ve arkaları yamalı bir çok insanlara uğradığında Cebrail’e (a.s.) bunların kim olduğunu sorar
Cebrail (a.s.) der ki:
-“Bunlar mallarının zekâtlarını vermeyenlerdir. Allah (c.c.) onlara zulmetmiş değildir. Çünkü Allah (c.c.) kullarına asla zulmedici değildir.
Rivayet edilir ki;
Tabi-in’den (Tabiin: Peygamberin (s.a.v.) sahabelerini görenler) bir topluluk Ebu Sinan (r.a.) ı ziyarete giderler.
Yanına girdikleri ve selâm verip oturdukları zaman
Ebu Sinan (r.a.) onlara der ki:
-“Bizim bir komşumuz vardır, kardeşi öldü, kalkın beraber onun ziyaretine gidelim, ona ta’ziyede bulunalım.”
Toplulukta bulunan Muhammed bin Yusuf el-Firbani şöyle der:
-“Biz kalkıp Ebu Sinan ile gittik. Adamın yanına girdiğimizde onu kardeşi için şiddetle ağlarken gördük. Ona ta’ziyede bulunup teselli verdik.
O bizim ne ta’ziyemizi ve ne de tesellimizi kabul ediyordu.”
Biz ona dedik ki;
-”Sen biliyor musun ki,
Devam edecek….
Mukaşefet-tül kulub (İmam-i Ğazali)
Allah-u Teala hazretleri (c.c.) bizleri ve sizleri Fakır ve fukaranın HAKKI olan zekatı, gönül hoşluğuyla BAŞA KAKMADAN hakkiyle veren kullarından eylesin. AMİN….
Etiketler: Cebrail (a.s.), İmam-i Ğazali (r.a.), kiyamet günü, kul hakkı, tabi-in (r.a.), Zekât, Zekatın hikmeti
_________________ Bazen dur demek yetmez gidenin arkasından. Giden mecbursa gitmeye ve sen mecbursan kalmaya hiçbir söz yetmez onu durdurmaya. Gitmesini istemeden gönderdiklerin ve gel desende getiremediklerin olmadan mecbur kalırsın yaşamaya.
|